Kayıtlar

Kaset 5: Istrancalı

Resim
Ersin, kaseti sürdükten sonra, Istranca diye bir yer olup olmadığını düşünmeye başladı. Gazetenin spor servisinden ve futbola olan ilgisinden dolayı, bu kelime, Balkan bölgesini çağrıştırmaktaydı. Romanya ve Romenler geldi aklına; orası değilse bile muhtemelen ya Bulgaristan ya da Arnavutluk taraflarına dair bir kelimeydi bu. Görüntüler cızırtı ile açılmıştı. Ekranda sarışın ve oldukça güzel bir kız, telefonu ile kayıttaydı. Odada yüksek sesle yabancı müzik çalıyordu. Kız, ayaklarına oje sürerken, müziğe de eşlik ediyordu. Sonra, kamerayı odanın içine doğrulttuğunda, iki kız daha görüldü. Kızlardan birisi esmerdi; diğeriyse kızıl saçlıydı. Kızıl saçlı olanı, "Öff Cansu, çek şunu, manyak mısın?" diyerek, Cansu'nın eline vurmuştu. Cansu, telefonu düzeltti ve tek tek arkadaşlarını tanıtmaya başladı: "Evet, şu elime vuran deli kaltak (gülüşmeler) kendisinin adı Nazlı. Hobileriii, Instagram, Facebook ve Periscope'da götünü açmaya bay... (tekrar gülüşmeler)" N...

Kaset 4: Klido

Resim
Karlı görüntü düzeldiğinde, oldukça güzel ve modern bir evin, büyükçe olan salonu görüldü. Postmodern tarzda düzenlenmiş bu ev, Amerikan dizilerinden fırlamış gibi görünmekteydi. Kayda başlayan kamera, sessizce mutfağa doğru yöneldi. Çok şık dizayn edilmiş ankastre mutfağın tezgahında, sarışın genç bir kadın görüldü. Üzerinde geceliğe benzer bişey vardı. Geceliğin önü ise kabarıktı. İlk bebeğini bekleyen kadın, kamerayı farketmedi; elindeki bıçakla meyva kesmekle meşguldü. Kamera sessizce yaklaştı, yaklaştı, yaklaştı... Uzanan bir el, genç kadının omzuna dokunur dokunmaz, genç kadın çığlığı bastı. Kameraman gülüyordu, genç kadın ise kameramana vuruyordu. "-Ömer, Allah kahretmesin seni! Kaç kere dedim şunu yapma diye!" "-Hahahah hayatım sürpriz yapıcaktım, bak bozdun yine!" "-Bıktım senin şu sürprizlerinden! Şöyle aptal şeyler yapma diye daha ne kadar söyliycem?!" Bu sırada attığı tekme, Ömer'ın canını oldukça yakmıştı. "-Ya Merve...

Kaset 3: Açara

Resim
Ersin, elindeki kaseti oynatıcıya tekrar sürdü. Beyaz bir silüet, ekranda bir müddet göründü ve görüntüler netleşmeye başladı. Oda, yavaş yavaş televizyon ışığıyla aydınlanmaya başlıyordu... Şişmanca bir çocuk, elindeki kamerayı kendine doğru çevirdi. Bir arabanın arka koltuğunda oturuyordu. Sessizce kameraya doğru eğilip, "-Şu an itibariyle, sezonu açmış bulunuyoruz!" diye fısıldadı. Yüzündeki ifade, çok büyük bir sırdan bahseden insanların ifadesiydi. Üzerindeki tişörtün yakasını düzeltirken, yanına nispeten kısa boylu, tıknaz yapılı bir adam yanına gelip oturdu: "- Mehmet, napıyon la? Hahaha." diyerek kameraya gülümsedi. Mehmet, kamerayı çevirerek, "- Faruk abi. Kendisi de aile babası. Family Guy yani" der demez, Faruk, dişlerini göstererek, kameraya pis pis sırıttı. O anda, şöför kapısı açıldı ve şöför koltuğuna oturan gözlüklü, uzun boylu delikanlı, heyecanlı bir ses tonuyla, "- Hazır mıyız? Daha Sinan'la Engin'i al...

Kaset 2: İlkler Unutulmaz

Resim
Görüntü berraklaştı. Kameraya bakan güleç yüzlü genç, güneşin ısıttığı harika bir yaz gününde, sırt çantasından çıkardığı şapkasına minik kamerasını yerleştirdi. İstediği gibi monte edemeyince, çantasını yere bıraktı. Kamerayı takmaya çalışırken, yüzünün aldığı şekiller çok komikti. Sonunda sırıtmaya başladı ve ayağa kalkıp, şapkayı bir kaç kez daha çevirdi. Sonra yeniden eğilip, -Tamam, çalışıyorsun, aferin sana! deyip, kepini giydi ve çantasını yerden aldı. Biraz yürüdükten sonra, görüntüler sık sık kesiliyordu: Otoyol kenarında yürürken ona gören şöförlerin kornaları, fındığa gelmiş Kürt yevmiyecilerin el sallamaları, su içmek için kapısını çaldığı evde onu besleyip, doyuran teyze... Hepsini kayda alıyordu. "-İşte budur be. Gözünü sevdiğimin memleketi!" deyiverdi. Bir an duraksadı. Çalan telefonun ekranında Esma yazıyordu. Duraksayıp, sinirli bir şekilde telefona cevap verdi: "-Efendim Esma?" "-Ne yapıyorum ya? Herşeyi bombok eden sensin, bi de su...

Kaset 1: Uzun Yolculuk

Resim
Sinan, kamerayı açtı. "Nasıl bişey bu ya?" diyerek kameraya daha yakından baktı. Kerem, "Ver bi bakayım, nasılmış?" deyip, gözlüğü incelemeye başladı. Giyilebilir teknolojinin yaygınlaşmaya başladığı günlerde, kameralı gözlük, oldukça sıradışı bir şeydi. "Hah, bak yanındaki minik düğmeden kaydı başlatıp, bitirebiliyosun." dedi Kerem, Sinan'a. Sinan, "Baya güzel bişeye benziyo bu ya!" deyip, gözlüğü taktı. Burası, sanayicilerin "fakirhane" diye adlandırdığı türden bir garajdı. İçerideki gözalıcı Harley'lerin mağrur duruşu, görülmeye değerdi. Normalin dışında, bu garajda arabesk müzik yerine, country rock müzik çalmaktaydı. Garajın sahibi Nusret Usta'nın olmadığı o boşluk anında, Kerem, flash diskini müzik çalara takmıştı ve tüm garaj, Stone Temple Pilots şarkısıyla yankılanıyordu. "Geçen toplantıda Asude'nin telefonundan dinlemiştim, güzel grupmuş." dedi Kerem. Sinan da "Asude'de de ne sağlam göt var ...